“Senin Gibi Olmak İstiyorum” Diyen GenceCevap

Ergun Cihat Cankurt

Written by:

Ergun Cihat Cankurt

This is a short author bio. You can add information about the author here to help readers learn more about the person behind the content.

Table of contents

No elements found...

Okumaya başlamadan önce küçük bir not:Bu okuyacağınız satırlar, süslü kelimelerle bezenmiş bir yapay zeka çıktısı değildir. Bir sabah uyandığımda, zihnimden dökülen ilk düşüncelerin en ham, en filtresiz halidir. ( sadece son cümle kurguları ve imla hataları ai destekle düzeltilmişitir) Hatta o kadar içimden geldiği gibi yazdım ki, bu metni “Borsayı Mala Anlatır Gibi Anlat” adlı kitabımın bir bölümü olarak eklemeye karar verdim.

(24 yaşında genç bir çocuk bana, “Senin gibi olmak istiyorum” dedi. Bu yazıyı ona cevap olarak kaleme alıyorum.

Ben bu işin tam içindeyim ve şu itirafı yapmalıyım: Sosyal medyada gördüğünüz ben, gerçekte ben değilim. Değilim, çünkü sizlere hayatımın ne kadarını göstereceğime yalnızca ben karar veriyorum. Ve inanın, şu an takip ettiğiniz her “uzman” için de durum tamamen aynıdır.

Şimdi beni iyi dinleyin; çünkü birazdan bahsedeceğim gerçekler hem sizi hem de sevdiklerinizi derinden etkiliyor.

Dijital dünyada iki temel taraf vardır: Üreticiler ve tüketiciler. Tüketiciler, üreticilerin kendilerine çizdiği sınırın ötesinde karşı tarafı asla tanıyamazlar.

Yeni bir iş öğrenmek, borsa gibi teknik bir yetenek kazanmak ya da sadece gündelik bir konuda internette gezinmek istersiniz. Sadece bir şeyi beğenirsiniz, öğrenmek isterseniz, araştırmak ,istersiniz, aşk acısıersiniz vb.. Bir bakarsınız algoritma karşınıza o işin uzmanı olduğunu iddia eden yüzlerce kişi çıkarmaya başlamış.  Herkes bir anda profilini güncelleyip borsacı, ilişki koçu ya da yapay zeka uzmanı kesiliyor. İşte o an, işler tamamen sarpa sarıyor.

Peki, bu konuyu açmama vesile olan olay neydi?

24 yaşında genç bir arkadaşımız bana şöyle yazdı: “Hocam, senin gibi olmak istiyorum. Ben de trade yapıp senin gibi eğlenmek ve bolca gezmek istiyorum.”

Buradan çıkardığım sonuç şuydu: Bu kişi bir süredir beni takip ediyor ve büyük ihtimalle paylaşımlarımdan kendi süzgecine vurduğu, ilgisini çeken bir çerçeveden bakıyor. Aslında beni rol model almak istiyor. Kısmen de haklı; bir yeteneği edinmenin en iyi ve en hızlı yolu, daha önce o yollardan geçmiş, başarmış ve kendinize yakın hissettiğiniz birini takip etmektir. Biz buna rol model diyoruz.

Peki, beni neden örnek aldı? Çünkü ortak noktalarımız var: Benim ticarete atıldığım yaşta ve tıpkı benim gibi turizm sektöründe çalışıyor. Ancak mesele “benim gibi olmak” istiyor oluşunda. Yani onun bakış açısına göre ben; günde birkaç saat çalışan, günün kalanını sahil partilerinde geçiren, barlar ve diskolar arasında koşturan, arkadaşlarıyla gününü gün eden bir adamım. Ben buna sosyal efekt diyorum.

Buraya küçük bir parantez açmak istiyorum.

Ben kendimi bir içerik üreticisi olarak görmüyorum — en azından düzenli içerik üreten biri değilim. Fakat bu çarkın nasıl döndüğünü, bizleri hedeflerimizden nasıl uzaklaştırdığını ve başarısızlığa nasıl sürüklediğini adım adım anlatacağım. Duyacaklarınız belki hoşunuza gitmeyecek ama bunlar acı gerçekler.

İçerik üretmek, insanlara sizi yalnızca bizim çizdiğimiz sınırlar içinde tanıtmak demektir. Biz ne kadar ve neyi isterseniz, o kadarını görürsünüz. Kendimden örnek vereyim: Ben pc başında bir  hikaye paylaşırım. Bir kişi bak oturduğu yerden çalışıyor der, diğer bak ben 8 saat çalışıyorum o adam gününü gün ediyor der. Aslında  kontrol edemediği ve sadece benim verdiğim bir detaya göre kendini bana göre konumlamaya başlar.

Bir baba beni, hayatı sorumluluklarla dolu “ticaret yapan bir baba” olarak görür ve benimle özdeşleşir.

Genç bir erkek, otellerde partiden partiye koşan bir “partici trader” olarak görür — sanki her günümüz eğlenceyle geçiyormuş gibi.

Bir kadın ise güvenilmez ama bekar, iyi kazanan ve başarılı bir trader gözüyle bakar. Açık konuşmak gerekirse; her gün otellerde gezen, barlardan hikayeler paylaşan bir adam güven vermez; hele ki güvenli bir liman arayan bir kadın için hiç vermez.

Herkes bende farklı bir profil görür. Ancak unutulmaması gereken detay şudur: Gördüğünüz her şey, benim çizdiğim çerçevenin içindedir. Neyi ne kadar istersem o kadar gösteririm. Yada sen neyi görmek istersen onu görürsün. Birazdan konuşacağız.

Peki ya işin aslı bambaşkaysa?

Çocuğuna bakacak kimsesi olmadığı için bu sorumluluğu tek başına sırtlayan bir baba…

Spordan sonra 30 ayrı işlemi analiz etmiş, 4 saat aktif çalışmış ve oteline dönerken “Acaba bugün sosyal hayatta ne var?” diyerek tiyatroya ya da kafeye 5 dakika uğrayan yorgun bir adam…

Tamam, ben o sosyal ortamlarda varım ama oraya gelene kadar hangi yollardan yürüdüm? Hangi zorlukları aştım? Başıma neler geldi?

Bunları bilmeden, sadece reels’lerden ve hikayelerden ibaret bir profilden ibaret olduğumu düşünmek yanıltıcıdır. En azından o profil, gerçeğin tamamını yansıtmaz.

Şimdi gelelim işin can alıcı kısmına; bir kısmınızın bildiği, kiminizin ise ilk kez duyacağı gerçeklere.

Pandemi döneminin o monoton günlerini değerlendirmek için borsada kazandığım yetenekleri bir eğitime dönüştürdüm. Canlı yayınlar, video serileri hazırladım. Hem eğleniyor hem sosyalleşiyor hem de bildiklerimi insanlara aktararak kazanç sağlıyordum. Sanırım bu alanda eğitim veren ilk 5 kişiden biriydim. O dönem elini sallasan trader, guru, kusursuz robot ya da süper stratejistlere çarpmazdınız. Sadece piyasa vardı, bir de biz. Çalışıp emek harcamamız gerektiğini bilirdik

Peki, sonra ne oldu? Zaman ilerledikçe bu işi bilenlerin sayısı katlandı, herkes bir şeyler öğrendi. Bu, kabul edilebilir bir durum. Fakat bugüne kadar 2.000’in üzerinde kayıtlı kursiyerim oldu ve kendi tuttuğum istatistikler tablonun tam tersini söylüyor.

Pandemi döneminde verdiğim eğitimlerde kursiyerlerin başarı oranı %32’ydi. 2025 yılındaki son eğitim grubumuzda ise bu oran ne yazık ki %17’ye geriledi. Burada dürüst olmalıyım; bu resmi bir araştırma değil, tamamen kendi öğrenci takip verilerim. Ancak 2.000 kişilik bir havuzda yaşanan bu ciddi düşüş, göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir sapmadır.

Aynı hocayım, müfredat eskisinden çok daha iyi, anlatımım gelişti ve deneyimim arttı. Peki bu düşüş sadece benden mi kaynaklanıyor? Elbette olabilir. Fakat benim bu duruma dair farklı bir tezim var — ve bu tez doğrudan sizinle ilgili.

Olayı herkesin rahatça anlayabileceği şekilde özetleyeyim. Bu durumu fark etmem çok eskide kalmadı. Özel hayatımda dalgalanmaların yoğun olduğu bir dönemde, sosyal medyada önüme düşen içerikleri incelediğimde şunu fark ettim: Sürekli olarak sıkıntı yaşadığım konularla ilgili videolar tüketiyordum. Sanki yaram neredeyse orayı kaşıyor, durmaksızın kaydırmaya devam ediyordum. Herkes bir akıl veriyordu; herkes ilişki uzmanı, herkes aşk doktoru olmuştu.

İçimden, “Yahu biriniz de çıkıp ‘Abi bu hayatın olağan akışı böyle, yapacak bir şey yok, yaşayıp kendi deneyiminizi edineceksiniz’ desin” diye geçiriyordum. Ama yok. Herkes her konuda mutlak bir uzmanlık taslıyordu.

Evet, bu içerikler o anki duygusal durumuma hitap ediyordu. Ama aynı zamanda beni gerçek hedeflerimden uzaklaştıran en büyük tuzaktı. Bir süre sonra kendinizi şu psikolojide buluyorsunuz: “Acaba ben bir ezik miyim, zayıf bir insan mıyım?” O kadar yoğun bir bilgi ve algı bombardımanına maruz kalıyorsunuz ki, kontrol tamamen elinizden çıkıyor.

Gelelim borsa ve ticaret öğrenme sürecine.

İki tane grafik açıp incelemeye başladığınız an, karşınıza hemen uzman trader’lar ve akıl veren hocalar çıkmaya başlar. Ardından size söylenen her şeyi öğrenmeye ve uygulamaya çalışırsınız. O stratejiyi dener, ücretsiz eğitimlere atlar, YouTube girdabının içine çekilir, oradan oraya savrulup gidersiniz. Çok kısa sürede kaybolur ve bu işi asla beceremeyeceğiniz inancına kapılırsınız.

Halbuki tek bir yol bulup, doğru bir rol model seçip onun izinden gitseniz, yaptıklarını ve yapmadıklarını uygulasanız kesinlikle bir noktadan diğerine varacaksınız. Ama siz sürekli çiçekten çiçeğe konar gibi kucaktan kucağa atlıyorsunuz.

Şimdi canınızı biraz daha acıtacak o gerçeklere geçelim. Hazırsanız başlayalım:

Biz içerik üreticilerini, yalnızca size izin verdiğimiz kadarıyla tanırsınız.

Sosyal medyadaki içerik üreticileri size fayda sağlıyor gibi görünse de — konu ne olursa olsun — neyi “yapmanız” gerektiğini söylerler, ancak bunu “nasıl yapacağınızı” asla söylemezler (ya da kendileri de bilmezler). (Bu %100 gerçektir, üzerine biraz düşünün.)

Örnek verelim:“Disiplinli olacaksın!” derler. Ne yapacağınızı söylediler, peki nasıl disiplinli olunur? Cevap yok. “Sabah saat 8’de kalkmak bir disiplin göstergesidir” cümlesi, o işin nasıl başarılacağının bir yöntemi değildir.

Kendi eğitim tarzımdan örnek vereyim: Yatırımcı dediğin göreceyle değil, kurallarla eğitilir. Biz “nasıl” ve “neden” sorularına net cevaplar veririz. Örneğin; bir destek oluşabilmesi için ya da onlarca mum grafiği arasından hangi mumun gerçekten bir “dip” olabileceğini öngörmek için kural şudur: En düşük fitilli mumun en yüksek seans fiyatı, bir sonraki kapanış tarafından geçilmelidir. Artık ortada göreceye açık bir durum yok; net bir kural var. İşte bu, “Nasıl yapılır?” sorusuna verilen gerçek bir cevaptır.

Havuç stratejisi: Bazen size küçük bir havuç verilir. İşinize yarayan, pratikte hemen uygulayabileceğiniz hap bilgiler sunulur. Sorununuzu çözer gibi görünür. Ardından bir satış hamlesi gelir veya sizden bir karşılık beklenir. Sistem yavaş yavaş bir satış hunisine (upsell) dönüşür; artık sadece sıradan bir takipçi değil, müşterisi olursunuz.

Sosyal medyada kimseyi gerçekten tanıyamazsınız.Bunu kendi özel hayatımda da çok fazla yaşıyorum. İlgimi çeken ya da bana ilgi gösteren kadınların ortak önyargısı, beni kafalarında bir playboy veya gününü gün eden biri olarak konumlandırmalarıdır. Neyse, aşk hayatımızı buraya çok fazla taşımayalım; konumuz şu anda sizlersiniz.

Algoritma size iyi gelen içerikleri değil, sizi ekranda tutacak içerikleri gösterir.Kendinizi iyi hissettiren içerikler izlenir ama kendinizi kötü hissettiren içerikler çok daha uzun süre izlenir. Çünkü ekrandan kopamazsınız. Yaranız kaşınır ve bir video daha izlersiniz. Bu durum asla bir tesadüf değil, kusursuz kurgulanmış bir iş modelidir.

Peki, çözüm nerede?

Eğer gerçekten bir yetenek kazanmak istiyorsanız, doğru bir rol model bulmak size hem zaman hem de maddi anlamda devasa bir avantaj sağlar. Bunu kabul ediyorum. Ve bu insanları bulmanın, tanımanın en hızlı yolu yine sosyal medyadır.

Eğer şimdi “Eee Ergun, sistemi baştan aşağı gömdün, hani siz böyleydiniz, biz böyleydik” diyorsanız; endişelenmeyin, bilgileri hap gibi vermeye devam ediyoruz.

Bir rol modelle ilerlemek, körü körüne o kişinin kimliğine bürünmek demek değildir. Önemli olan, o kişinin o kimliğe nasıl ulaştığını anlamaktır. Geçmişteki sıradan kimliğinden bugünkü noktaya hangi evrelerden geçerek dönüştüğünü çözmektir. Hangi yollardan yürüdüğünü, karşılaştığı zorlukları, problemleri nasıl çözdüğünü, nasıl düşüp yeniden ayağa kalktığını öğrenmektir.

Aslında tekerleği yeniden icat etmeden, benzer sorunlarınıza cevap bulmak için o deneyimi kullanacaksınız. Seçtiğiniz rol model sizi doğrudan “o” yapmaz; sizi daha iyi bir “siz” olma yolunda ileriye taşıyacak mentörlüğü sağlar.

Unutmayın: 10 metrekarelik bir odada hayatını geçiren sözde trader’lardan ticaret öğrenilmez. Eğer onlardan öğrenirseniz, günün sonunda sadece 10 metrekarelik bir odada yaşayan bir trader olursunuz.

Hiç aşk acısı çekmemiş, bir kadının gülüşünün derinliklerinde kaybolmamış birinden ilişki tavsiyesi alınmaz. Alınsa bile güvenilmez. Madem o kadar büyük acılar çekiyorsunuz, gidin işin uzmanına danışın.

Vücuduna sürekli dışarıdan testosteron takviyesi alan bir sporcudan sağlıklı yaşam tavsiyesi alınmaz.

Peki, borsa ve ticaret yeteneğini gerçekten kazanmak için nasıl bir eğitim ve nasıl bir rol model seçilmeli? Bu konuyu burada çok uzatmak istemiyorum, çünkü derin bir mevzu; fakat ilgili videomda detaylıca anlattım, buradan izleyebilirsiniz:https://youtu.be/05sm_0vOoMA

Peki, benim bu yaşananlardan çıkardığım ana fikir ne?

Şu sıralar yeni bir eğitim hazırlığı içerisindeyim. Ve bu hazırlığı tam da az önce bahsettiğim gerçeklere göre şekillendiriyorum. Hazırladığım mentörlük programı sadece grafik analizi yeteneği kazandırmakla kalmayacak; aynı zamanda tam kapsamlı bir trader dönüşüm programı olacak. İşin içine uyku düzeninizi, masada geçirdiğiniz süreyi, adım adım inşa edeceğimiz disiplin oluşturma planını, istikrarlı kazanç psikolojisini ve dopamin detokslarını katıyoruz. Sadece piyasaya bakış açınızı değil, yaşam tarzınızı baştan aşağıya onarıyoruz.

Ben, Ergun Cihat Cankurt.

Bir sabah uyandım ve zihnimdekileri buraya dökmeye karar verdim. Bu yazının ortaya çıkmasına dolaylı da olsa vesile olan o kadına da ayrıca teşekkür ederim.  Sayesinde, hepimizin maskeler ardında yaşadığı bu illüzyonu bir kez daha en net haliyle gördüm.)

More like this

No posts found...